9 Şubat 2009 Pazartesi

Hüznün Vurduğu Saatler




Günlerdir dışarı çıkmadım, sadece sabahları kahvaltı yapmak için ekmek almaya gittiğim dışında ve birkaç paket sigara tabiî ki de yanında. Günlerdir odamda yalnızlığım ile berberim. Şikayet etmiyorum, bu süre içerisinde seni daha çok düşündüm ve bu süre içerisinde seni ne kadar çok sevdiğimi bir kez daha anladım.
Az önce aynaya baktım; sakallarım uzamış, farkında değilim. Sanki gözlerimin altında şişlikler vardı, uyumuyordum ondan mı acaba? Baktım aynadan kendime başkasının gözü ile gördüğüm hayattan bıkmış sanki son demlerini yaşan bir insan vardı. Birkaç yaş gelirken baktım yüzüme dudaklarım sanki bir şeyler fısıldar gibi oldular. Bir avuç su ile yaşlarımı yok ettim o an gözümden..
Balkona çıktım bu sabah; güneş şehveti ile bana vuruyordu ışığını sanki, uyan dercesine. Odama çekilip tek dostumdan bir tane daha ateşledim, dumanı ile kardeş oldum. Üzerime sinen koku beni rahatsız etmiyor. Akşama kadar okuduğum kitaplarda aradım kendimi bulamadım. Birisinde ”aşk kapını çalacak mutlaka” yazıyordu. Evet haklı olduğunu anladığımda hafif bir tebessüm ile kafamı kaldırıp bana çizdiğin tabloya bakıp “evet” dedim. Sonra devam ettikçe kitaba seni yanımda gibi hissettim ve slov bir şarkıda kendimi kaybettim. Hakim olamadım göz yaşlarıma yine, her gün her gün kurumayan göz pınarlarımdan nefret eder oldum.
Bir gece daha oldu sensiz; benim için günün ilk karanlığı. Şimdi ışıkların hepsi kapalı ve kül tabağımdan yukarı çıkan dumanlar camdan sızan ay ışığı ile birleştiği saatler. Sabahı bekleyeceğim şimdi, uyurum belki kendimden geçtiğim bir anda. İyi geceler Prenses.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder